Anaokulundan Üniversiteye Amerikan Eğitim Sistemi

Anaokulundan Üniversiteye Amerikan Eğitim Sistemi

Amerika Birleşik Devletleri’nde eğitim almak istiyorsanız bu ülkedeki eğitim sisteminin ana hatlarını bilmek daha başarılı bir eğitim süreci geçirmenizi sağlayabilir. Öncelikle Amerika Birleşik Devletleri’nde Türkiye’deki gibi tüm ülkeye yayılmış yasalarla korunan bir eğitim sistemi yoktur. Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşık 50 yıl önce faaliyete başlayan Eğitim Bakanlığı’nın görev tanımı ise daha çok denetleme üzerinedir. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Eğitim Bakanlığı, eyaletlerin belirlediği eğitim prosedürünün doğru olup olmadığını denetlerken anayasaya aykırı yerel uygulamaları önlemek için denetmenler görevlendirir. Eyaletler, kendilerine bağlı şehirlerde nasıl bir eğitim sistemi uygulanacağını ve eğitim prosedürünü kendileri belirleme hakkına sahiptir. Hazırlanan prosedür ve eğitim sisteminin aksamadan çalışabilmesi için eyalet gerekli bütçeyi okullara aktarmakla sorumludur.

Eyalet yetkililerinin görevlendirdiği yerel yönetimler ve okul aile birliği üyeleri okulun laboratuvarları, kütüphanesi, spor tesisleri ve bu yapıların yapım ve onarımının gerçekleştirilmesini sağlamakla görevlidir. Ayrıca yerel yetkililer okullardaki müfredatın yanı sıra ders kitaplarının belirlenmesinde de yetkilidir. Belirlenen müfredatı öğretecek öğretmenler ve okul idarecileri de yerel yetkililer tarafından seçilir. Eğer bölgede yeni bir okul yapmak veya okula yeni bir tesis yapmak gerekirse gereken bütçeyi sağlayabilmek için yerel yetkililer şehir bütçesini kullanabilir veya mahalli vergiler çıkartabilirler.

Amerika Birleşik Devletleri’ni birçok farklı kültür ve millet meydana getirdiği için merkezî yönetim eyaletlerdeki okullardaki eğitim müfredatını ve tarzını tamamen eyalette yaşayan insanlara bırakmıştır. Bu da eğitimin kalitesini doğrudan etkilemiş ve birçok bilim adamının yetişmesinin yolu açılmıştır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde öğretim öncesi anaokulu, bir ile üç yıl arasında eğitim vermektedir. İlk ve orta öğrenimin ardından high school eğitimi alan normal bir birey, toplam 12 senede yükseköğrenim öncesi eğitim hayatını tamamlamış olur. Türkiye’nin aksine Amerika Birleşik Devletleri eğitim kurumlarında yetenekli ve zeki öğrenciler için sınıf atlama sınavları yapmaktadır. Örneğin altıncı sınıftayken bu sınıfın gerektirdiği dersleri verecek yeteneğe ve zekâya sahipseniz bir testten geçerek yedinci sınıfa atlayabilirsiniz. Amerikan eğitim sisteminde ilk ve orta öğretim kurumlarında öğretmen olabilmek için üniversite mezunu olmak gerekiyor. Ayrıca diploma sahibi öğretmenler mezun oldukları üniversiteler veya başka üniversitelerde gerçekleşen meslekî eğitimlere, kurslara ve seminerlere katılarak çağı yakalamak zorundadır.

Teknolojinin ana merkezi olan Amerika Birleşik Devletleri, eğitim kurumlarının da ezberci olmak yerine deneme yanılma yöntemini kullanmasını tercih eder. Bu nedenle hemen hemen bütün eyaletlerdeki okullar, kitap, defter ve ezberden oluşan eğitim felsefesini reddeder. Tartışmayı, okumayı, anlamayı ve fikir yürütmeyi ön plana çıkartır. Öğretmenler, bir kitaptan bir pasajın ezberlenmesini istemek yerine öğrencilerine farklı kaynaklardan karşılaştırmalı araştırma yapma görevi verir. Bu da diyalektik düşüncenin ve araştırma alışkanlığının artmasını sağlar.

Amerikan eğitim sisteminde öğrenciler Türkiye’ye kıyasla bir yılda çok daha az ders görürken kendilerini farklı alanda yetiştirebilmeleri için teşvik edilirler. Okullarda eğitmenlerin yeteneğini keşfettiği öğrencileri o alanlara kanalize etmesi alışıldık bir durumdur. Örneğin high school (lise) eğitimi alan bir öğrenci, basketbolda veya sanat alanında yetenekliyse mutlaka bu alanlarda teşvik edilir. Öğrenci kendini yetenekli olduğu alanda geliştirmeyi başarırsa ülkenin en saygın üniversiteleri tarafından burslu olarak eğitim vermek için davet edilir.

Türkiye ile kıyaslandığında eğitim kurumlarının teknolojik yeniliklere açık olması, Amerikan okullarının en büyük artısıdır. Ayrıca ezberci eğitim yerine öğrenmeyi ve özgüveni arttırmayı hedefleyen eğitim felsefesi de kendine güvenen ve başarıya aç öğrenciler yetişmesini sağlıyor. Ayrıca high schooldan (liseden) mezun olduktan sonra üniversite eğitimi almayı düşünmeyen öğrenciler için mesleki kursların bulunması, onları eğitimin hemen ardından iş hayatına adapte edebilmeyi sağlıyor.

Amerikan üniversiteleri, dünyanın en iyi üniversiteleri arasında yer alırken bunu sağlayan şey üniversitelerin eğitim felsefesidir. Özel ve devlet üniversiteleri tüm ülkeyi sararken yaklaşık 15 milyon öğrenci 4500 Amerikan üniversitesinde eğitim görmektedir. Amerikan üniversitelerinin yetiştirdiği bilim adamları ve ev sahipliği yaptığı bilimsel araştırmalar, yabancı öğrencilerin başvuru oranını da arttırmıştır. Amerika Birleşik Devletleri de uluslararası öğrencilere kapılarını açarak eğitim kalitesini arttırmayı ve çoğulcu bakış açısını sağlamayı hedeflemektedir.

Amerika’nın sahip olduğu genç nüfusun yaklaşık yüzde 60’ı günümüzde yükseköğrenim hayatına devam etmektedir. Bu da dünya ile kıyaslandığında oldukça yüksek bir düzeydir. Amerikan üniversitelerini çekici kılan temel faktörlerden biri eğitim kalitesi ve bu kaliteyi sağlayan eğitim görevlileridir. Bu üniversitelerden mezun olan uluslararası öğrencilerin kendi ülkelerine döndüklerinde sağladıkları fayda yadsınamaz bir gerçektir. Ayrıca Amerikan üniversiteleri bilim üretilmesi konusunda da liderdir. Sağlık ve teknoloji alanındaki birçok buluş, bu üniversitelerin sınırlarında bulunan araştırma merkezlerinde gerçekleşmektedir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: